Horoz Yapı  Ana Sayfa
Ana Sayfa | Site Haritası   


Size nasıl yardımcı olabiliriz?
 
 
Firmamız ve Yöremize ait Resimlerden oluşan fotograf Galerimiz »

 

 
Horoz Yapı Ürünleri hakkında güncel bilgileri almak için e-posta adresinizi giriniz
E-mail

 

 

 

Siverek Güney Doğunun , Bir kültür ve asalet kentidir. Siverek Güneydoğuda , İslamın ve imanın öne çıktığı bir kültür mozayiği şahsiyetli olduğu kadar  , cesaretli ,yiğit insanların yaşadığı bir itibar şehridir.

Siverek tarihi camileriyle , kendine mahsus örf ve adetleriyle ,gözleri kamaştıran bir şehrimizdir.  Siverek, kenarından bakanları içine çekecek kadar her yönüyle cazip ve engin bir derya gibidir. Bağları, üzüm türleri, pekmezi, pestili, kesmesi, mayoş narları, sütü, peyniri ve ayranıyla ve hepsinden önemlisi suyu ve havasıyla bir başka güzeldir Siverek.

Kentin bu günkü ekonomik ve sosyal yapısına bakarak Siverek’li ince esmer endamı, gür siyah bıyıkları, şahin bakışları, iri ve ela gözleri, ve her göreni kendisine hayran eden levendane yürüyüşü ile tam bir Osmanlı efendisidir. Siverek’te yaşayan insanlar daima taşan, kabaran ve coşan bir sevdanın kahramanlarıdır. Siverek’lide bazen haklı bir öfkenin heybetini ifade eden sert bir bakış görebilirsiniz. Sakın telaşa kapılmayınız. Zira kesinlikle bu bakış yara değil, ağyaradır. Şanlıurfanın kurtuluşunda Siverek’linin katkısını unutmak vefasızlık olur.Ancak Siverek’lilerin sert bakışları altında munis ve dostane bir vefa vardır.

Siverek’te ilme ve ilim adamlarına gösterilen saygı, her türlü takdirin üstündedir. Kendisine hizmet eden herkese Siverek’li minnet duymakta ve takdir  hislerini  gizleyememektedir.  Zaten  “Bu şehirde en sevilmeyen şey nedir ? ” diye sorarsanız, herkes “Vefasızlıktır” diye cevap verir. “ En affedilmez suç nedir ? “ diye sorarsanız, “dostlara ve kimsesizlere karşı kaba davranmaktır.” diye  cevap verirler.”En geçerli meta (servet) nedir ?” diye sorarsanız , “Mertlik, cesaret, doğruluk ve asalettir.” derler. Işte Siverek’i  ve Siverek’liyi tanımak için lütfen bu pencereden bakmalısınız.
Siverek, sönmüş, bir yanardağ olan Karacadağ'ın batısında, Fırat'a doğru uzanan bölgede, Diyarbakır-Şanlıurfa-Adıyaman arasındaki üçgende kurulmuş bir  şehirdir.

Tarihi, Sümer ve Asurlulara kadar uzanan şehir, Asurlular döneminde yığma  bir tepe üzerine inşa edilen kale etrafında kurulmuştur. Şehire hükmedenler  tarafından zaman zaman onarılan kalenin son olarak Bizans İmparatoru  II.Costantin tarafından  Diyarbakır'a gelecek saldırıları önlemek ve  çevredeki önemli yolları kontrol altına almak amacıyla yeniden tamir  ettirilmiştir.  Tarihte pek çok medeniyetlere beşiklik eden ve değişik  milletlerin hakimiyetine giren Siverek, Milattan sonra Araplar, İranlılar,  Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlı İdarelerinde çok mamur günler geçirdiği  gibi, çeşitli savaşlarda tahrip edilip yıkık bir köy halini aldığı zamanlar  da olmuştur.  Diyarbakır'ın fethinden önce Halid b.Velid tarafından eyalet  merkezi olmuş, daha sonra Bizanslıların idaresinde Batlamyus'un rivayetine  göre Kontopolis'lik yapmıştır.  Selçukluların Anadolu'ya girmesiyle, Melikşahın  komutanlarından Bozan Bey tarafından (1097) Urfa Kontluğuna,daha sonra Musul  Atabeyi Nureddin Zengi idaresine  geçmiştir.  1400'lerde Timur'un  tahribatından nasibini alan Siverek sırasıyla Mısırlıların (1426),  Akkoyunluların (1435), bilahere İranlıların eline (1451) geçmiştir.  Yavuz  Sultan Selim'in Ridaniye Savaşı dönüşünde (1517) Osmanlı idaresine geçen  şehir, İranlılar tarafından tekrar zaptedilmişse de, bu uzun sürmemiş, 1535  yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından tekrar Osmanlıların idaresine  geçmiş ve Harput eyaletine bağlı bir kaza merkezi yapılmıştır. Osmanlı idarecileri tarafından zamanla şehire camiler, hanlar, medreseler, hamamlar ve  çarşılar yapılıp kalesi tamir edilerek, 1908 yılında mutasarraflık  yapılarak Çermik, Hilvan (Karacurun), Viranşehir  Siverek'e bağlandı.

Milli mücadelede ve Urfa'nın kurtuluşunda çok büyük kahramanlıklar  gösteren Siverek 1923'te vilayet merkezi yapıldı. Ancak Sivereklilerin bu  mutlu sevinçleri fazla uzun sürmedi. Bölgedeki aşiret yapılanması ve bu  aşiretler arasındaki akıl almaz rekabet ve şahsi ihtiraslar maalesef Siverek  vilayetinin 1926 yılında ilçe yapılmasına sebebiyet vermiştir.İşte Siverek'in Cumhuriyet devri macerasının başlangıcı... 1926'dan  1996'ya kadar tam 70 yıl... Evet tam 70 yıl... Bu uzun yıllar içinde Siverek  geniş arazisi, verimli toprakları, mücadeleci ve çalışkan insanları ile pek  çok il merkezini sosyal ve kültürel açıdan geride bırakarak, ama maalesef çok  acı günler yaşayarak, günümüze bir mücadelenin (il olma mücadelesinin) adeta  sembolleşen şehri olarak  Türkiye gündemine yerleşmiştir.

Türkiye genelinde kültür ve ilim dünyamıza pek çok değerli isimler  armağan eden Siverek, maalesef belli başlı üç nedenle kendisine layık  olan  ve gelmesi gereken yere gelememiştir.

1.Aşiretler arasında bitip tükenmek bilmeyen ve bölgede adeta sosyal bir  kangren olan kan davaları ve ölümler... Yerleşik hayatı cehenneme çeviren kan  davalarının sosyal ve ekonomik, hatta zirai hayata getirdiği zararları yeri  geldikçe inceleyeceğiz.

2. 1970'lerden sonra başlayan anarşi ve terör olayları,Siverek'i ve  çevresini çalkalamış,şehri zaman zaman yaşanmaz bir hale getirmiştir.  Bunun  neticesi olarak pek çok insan ve bilhassa zengin ve şehirli tabaka  Siverek'i terk etmiştir.Bunun yanı sıra okumuş kitle de büyük şehirlere  giderek beyin ve sermaye göçüne sebep olmuşlardır.

3.Siverek'in ilçe merkezi olarak kalması ilçede gerekli alt yapı ve  yatırımların yapılmamasına neden olmuş.Diyarbakır ile Şanlıurfa illeri  arasında sıkışmış, bu iki büyük il ile rekabet imkanı da olmadığından  buralara da büyük oranda sermaye ve yetişmiş insan gücü vermiştir.

Siverek'te  yapılması gereken ve Siverek'in hakkı olan özel ve kamu yatırımları maalesef  yukarıda sayılan üç nedenle çevre illere kaymıştır.Kısaca bugün Siverek,sosyal, kültürel,ekonomik,sanayi ve idari yönden olması gereken yerde değildir.


 
   © Copyright 2008 Horoz Yapı Seramik Siverek
Created by Horoz Web